29 Temmuz 2010 Perşembe

"AŞK İKİ KİŞİLİKTİR."


Değişir rüzgarın yönü
Solar ansızın yapraklar;
Şaşırır yolunu denizde gemi
Boşuna bir liman arar;
Gülüşü bir yabancının
Çalmıştır senden sevdiğini;
İçinde biriken zehir
Sadece kendini öldürecektir;
Ölümdür yaşanan tek başına
Aşk iki kişiliktir.
Ataol Behramoğlu


Hayatın içinde sevdayla büyüyen kaç canlı yalnız yaşayabilir, içindeki sevdayı bir nehire doğru akıtmadan onun kavurucu sıcaklığından kurtulabilir mi? Dile getirmeden sevdasını, aşkını yaşamını ne kadar sürdürebilir? Hani şair de diyor ya aşk iki kişiliktir, çünkü tek başına yaşanmaz sevda. Tek başına yaşana yaşanan sadece ölümdür. Bir sevdaya düşünce rüzgarın yönü bile değişir senin için, saçalarının arasından esip geçerken onun güzel ezgileri sarar ruhunu, senide alıp rüzgarına diyar diyar gezdirir. Ruhunun en ücra köşelerine, en dokunulmayan kuytularına kadar işler rüzgar. Tıpkı ilkbahar olur yüreğin, içinde hayat bulur yaprakların solgunluğu, yeşerir filizlenir çiçeğe dönüşür... Damarlarında gezinen kanın coşkunluğunda gemiler bile yüzecek duruma gelir. Gökyüzüne bir salıncak kurup gökkuşağının renklerini kendince istediğin renge boyayabilirsin, istediğin sevdayı resmedebilirsin bulutların yerine... Konu aşk olunca, sevda olunca ve iki kişilik yaşanıyorsa hangi zincir yüreğin kanat çırpmasını engelleyebilir...Sen sahip çıktıktan sonra sevdana hangi set suyun akışını durdurabilir, sen umut tohumlarını serptikten sonra hangi ayaz kardelen çiçeğinin boynunu bükebilir. Sen açtıktan sonra yüreğinin yelkenlerini engin maviliklere ve gözlerinde yanan meşaleyi hangi karanlık söndürebilir ki?
Ama aklımızın ucundan şunun geçmesine engel olamayacağız dimi? Bugün bu sevdalar aşklar kaç tane yaşanıyor, kaç tanesine tanıklık ediyoruz, böyle aşklar yaşanıyor mu? Kuşkusuz güzel yaşanan örnekler vardır. Ama yaşanan üretim ilişkileri, sunulan ve bugün dayatılan ilişkilerde hep öne çıkan bireycileşme-körleşme doğallığında insanın doğaya, çevresine ve hatta kendisine yabancılaşma boyutunda yaşanmaktadır. Öyle örnekler yaşıyoruz ki, tv dizilerinde bize anlatılan-dayatılan, gazetelerde , ve hatta haber programlarında , magazinlerde çürüyen ve yozlaşan ilişkiler karşımıza çıkıyor... Aşk diye mutluluk diye gösterilen tamamen çıkarlar üzerinden yürütülen ilişkiler olarak gösteriliyor. Yani yaşadığın ilişki sana maddi olarak, kariyer olarak, konum itibariyle bir şey katıyorsa o aşk oluyor, kısacası duygularının satılması. Oysa sevgi çıkarsız ve sebepsiz bir duygudur, yüreklerin okyanuslarda hayat bulması, göğün ezgisiyle birlikte aynı dilden şarkılar söyleyebilmesidir. Gerçek, köreltilmemiş, umutların yaşamda hayat bulacağı güzel günleri yaratmak için emeğine, sevdana, yüreğine ve yarınlarına sahip çık…

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder